Kalp ve Damar Cerrahisi
Koroner Bypass
Minimal İnvaziv Cerrahi
Kapak Ameliyatları
a. Kapak Değişimi
b. Kapak Tamiri
Aritmi Cerrahisi / Atriyal Fibrilasyon
Damar Cerrahisi
Büyük Damar Ameliyatları (Anevrizma, Diseksiyon)
a. Bacak Arter Hastalıkları
b. Karın Ana Arter Anevrizması
Karotis Arter Cerrahisi
Toplar Damar Hastalıkları
a. Varis
Diyabette Ayak Problemleri
Kalp Nakil ve Destek Sistemleri
Kongenital Kalp Cerrahisi
Koroner By-pass
Koroner arter by-pass cerrahisi nedir?
Koroner arter by-pass cerrahisi bir açık kalp ameliyatı olup, bu ameliyatta vücudun başka bir bölgesinden alınan damarlar (venler veya arterler) yeteri kadar kan almayan koroner arterlere kan akımını sağlamak için kullanılır. Ameliyatta kullanılan arterler veya venler, bulundukları bölgelerden kolaylıkla serbestleştirilebilen ve çıkarıldıkları vücut bölgesinde kan akımını bozmayan damarlardır.
Kullanılan arterler; greftlere tipik örnek olarak, göğüs duvarının iç kısmında aşağıya doğru seyreden göğüs damarı (mammaria interna); venlere örnek olarak ise, bacak iç kısmında ayak bileğinden kasığa kadar derinin hemen altında seyreden safen venidir. Bazen gerekli durumlarda bacak arkasından veya koldan da venöz greftler hazırlanabilir. Yine arteryel greft olarak ön koldan radial arter, karın içinden mide arteri de greft amacıyla kullanılabilir.
Ameliyat sırasında arteryel ve venöz greftler kalbin yüzeyinde seyreden koroner damarlara direkt olarak birleştirilir. Böylece greftler köprü vazifesi görüp darlığın ilerisine kan akımı sağlarlar.
Koroner arter by-pass ameliyatları genelde, kalp akciğer makinesi kullanılarak gerçekleştirilir. Bu makine kanı oksijenlendirir ve vücuda belirli bir basınçta kan akımı sağlayarak kalbi durdurmayı mümkün kılar. Böylece koroner damarlara by-pass ameliyatı gerçekleştirilir.
Koroner arter by-pass cerrahisi ne sağlar?
Koroner arter by-pass cerrahisi kalp kasına gelen azalmış olan kan akımını arttırır. Bu fazla miktarda gelen kan akımı göğüs ağrısını (angina) ortadan kaldırır. Ayrıca yorgunluk ve çok ilaç kullanımını azaltır, hastaların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar. Böylece hastaların hayat kalitesi artmış olur. Ağır koroner arter hastalığı olan kişilerde by-pass cerrahisi hastanın yaşamını uzatır.
Çalışan kalpte koroner by-pass
Günümüzde özellikle kalp cerrahisi konusunda “referans hastane” olan Florence Nightingale Hastanesi’ne başvuran hastalar arasında yüksek riskli olguların oranı giderek artmaktadır. Bu hastaların birçoğu başka hastanelerde ameliyat edilemedikleri için bize başvurmaktadırlar. Kalp – akciğer makinesi kullanmadan, yani kalp ve akciğeri durdurmadan gerçekleştirilen koroner by-pass ameliyatları akciğer, beyin, böbrekler yönünden riskli hastalarda bu riski önemli ölçüde azaltmaktadır. İleri teknoloji ürünü olan bazı malzemelerin kullanımı, bu ameliyatların güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamaktadır. Kliniğimizde 300’ü aşkın hasta bu yöntemle başarılı bir şekilde ameliyat edimlilerdir. Ayrıca bu operasyonlar sonrası hastaların iyileşme ve hastanede kalma süresi kısalmaktadır.
Minimal İnvazif Cerrahi
Kalp cerrahisinde son on yıldır çok hızlı gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelere bağlı olarak, ameliyat sonuçları giderek daha iyiye gitmekte ve daha geniş bir hasta kitlesine ulaşmak mümkün olmaktadır.
Açık kalp ameliyatı geçiren bir hasta, ortalama 8-10 gün hastanede yatmakta, daha sonra da yaklaşık bir aylık nekahat dönemi geçirmekte, dolayısıyla önemli bir işgücü kaybı ortaya çıkmaktadır. Yeni gelişmelerle bu işlemin daha kansız, daha ufak deliklerden, kalbi durdurmadan yapılabilmesi fikirleri ortaya çıkmıştır.
İlk önce kalbi durdurmadan, çalışan kalpte by-pass operasyonları başarıyla gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Daha sonra bu operasyonun çok daha küçük bir insizyondan yapılabileceği ortaya kondu ve buna “Pencere Ameliyatı” adı verildi. Sonraki yıllarda, kapak operasyonları da bu yöntemle yani ufak bir delikten yapılmaya başlanmıştır.
Bu yöntemin en belirgin avantajları hastanın daha az ağrı hissetmesi ve daha çabuk ayağa kalkabilmesidir. Normal bir açık kalp ameliyatında, ortalama on gün hastanede kalan bir hasta, bu yöntemle, 4-5 gün içerisinde taburcu olup kısa sürede işine dönebilmektedir.
Kapak Ameliyatları
Kalp Kapağı Değiştirilmesi
Kalp kapakları ile ilgili ameliyatlar kapağın tamiri veya kapağın değiştirilmesi şeklinde ikiye ayrılabilir. Kalp kapağındaki rahatsızlık ilerlememiş olan ve doktora erken dönemde başvurmuş hastalarda kapağın tamir şansı daha yüksektir. Aksi takdirde kapağın yeni bir kapakla değiştirilmesi en uygun seçenektir. Bu konuda doktorunuz size ayrıntılı bir şekilde açıklamada bulunur ve yol gösterir. Kapakların değişmesi gerekliliği halinde kullanılan iki tür kapak vardır: Biyolojik kapak ve mekanik kapak. Biyolojik kapakların en büyük avantajı, kan sulandırıcı ilaç kullanılması gerektirmeyişleridir. Buna karşılık ortalama ömürleri 7-10 sene arasında sınırlıdır. Mekanik kapaklar ise çok uzun ömürlüdürler. Ancak metalden yapılmış olduklarından dolayı, üzerlerinde pıhtı oluşmasını engelleyebilmek için hastanın hayatı boyunca kan sulandırıcı ilaç kullanması zorunludur.
Sizin için en uygun olan kapağı seçmeden önce birçok etken göz önünde bulundurulmalıdır: Bunların başında yaşınız, kapak hastalığınızın cinsi, kan sulandırıcı ilaçları hayat boyu kullanıp kullanamayacağınız, çocuk sahibi olup olmamak gibi istekleriniz sıralanabilir.
Aritmi Cerrahisi / Atriyal Fibrilasyon
Atriyal Fibrilasyonun (AF) ameliyatla tedavisi iki grupta incelenebilir. Birinci grup hasta; AF’a yol açan, cerrahi tedavi gerektiren, başka bir hastalığı olan hastalar. Bu grup hastalara mevcut sorununa yönelik kalp ameliyatı ile birlikte (koroner by-pass cerrahisi, kalp kapak hastalıklarına yönelik cerrahi) AF’u tedavi amaçlı “Ablasyon” cerrahisi uygulanabilir. Bu tip operasyonarın sinüs ritmine döndürmede başarı oranı 2 yıl için yaklaşık %85 civarındadır.
İkinci grup hasta; başka bir kalp hastalığı olmaksızın yalnızca AF’u olan hastalardır. Bu grup hastalarda sinüs ritminin temini ve AF’un tedavisi amacıyla daha küçük cerrahi kesilerle (minimal invazif yöntemlerle) “Ablasyon” cerrahisi uygulanabilir. Kliniğimizde bu hastalara, dünyada sayılı merkezlerde gerçekleştirilen, sağ ve sol göğüs altından yaklaşık 3’er santimetrelik cerrahi kesilerle bu tip ritm ameliyatları gerçekleştirilebilmektedir.
Sonuçta Atriyal Fibrilasyon çeşitli kalp hastalıklarıyla birlikte olan bazen de tek başına seyreden hayat kalitesini bozan, hayati komplikasyonları olan bir ritim bozukluğudur. İlaçlarla ve anjiografik tedavileri olabildiği gibi tedavi başarı oranları çok yüksek değildir. Atriyal Fibrilasyon, çeşitli kalp hastalıklarıyla beraber olsun tek başına olsun, cerrahi tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bu tip kalp operasyonları hastanemizde beş yıldır başarıyla sürdürülmektedir.